TARIM POLİTİK OLAN VE BELİRLEYİCİ OLANDIR..

Posted by ertemcemil132 | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 09-02-2011

5


AŞAĞIDAKİ KAPSAMLI TARIM VE TARIMIN EKONOMİ-POLİTİĞİ SÖYLEŞİSİ “TARIM KULÜBÜ” DERGİSİNİN İLK SAYISI İÇİN VERİLMİŞTİR. UZUNDUR AMA SÖYLEŞİ YALNIZ TARIMI ANLATMAZ… DAHA ÖTESİNİ, POLİTİK OLANI VE GELECEĞİ ANLATIR. SIKILMADAN LÜTFEDİP OKURSANIZ MISIR’DAN KÜRT SORUNUNA KADAR PEK ÇOK GÜNCEL SORUNA YANIT  -BELKİ- BULACAKSINIZ..

“Yakın gelecekte insanlığın en önemli sorunlarını, tarım ve gıda alanlarında, küreselleşme ve teknolojideki gelişimlere bağlı değişim ve yeniden yapılanma süreci ortaya çıkaracak. Biyoteknolojideki baş döndürücü gelişme ve ‘gelişmekte olan ülkelerin’ tarımda yapmakta olduğu ve yapacağı yeni düzenlemeler politik alanı da büyük ölçüde belirleyecek.”

“Artık tarım ve gıda alanlarını yalnızca ekonomik sektör olarak kategorize edemeyiz. Tarım ve gıdayı, içilebilir ve kullanılabilir su kaynakları ile birlikte ele alırsak, bunları politik belirleyiciliği olan alanlar olarak saptamamız gerekir -ki 21. yüzyılda sınıflar, ülkeler arasındaki en önemli sorunlar ve çelişkiler bu iki temel alan üzerinden ‘su yüzüne’ çıkacak.”

“Kapitalizmi akademik ve siyasi yönde eleştirenler şimdiye değin onun insanı sömürmesi problemini ortaya attılar ve bunun üzerinden anlatılarını geliştirdiler. Hâlbuki bugün ortayı çıkıyor ki; bu sistem, aynı zamanda, doğayı da yok etmek üzere sömürüyor. İşte bu yalnız bir sınıfın değil, bugün tüm insanlığın sorunudur.”

“Türkiye’de her köy evinin önünde traktör vardır. Ama o köylünün o traktörü sürecek yeterli toprağı yoktur. Komşusu traktör aldı diye traktör alır köylü ama bir olup kooperatif kurmaz, toprağını, üretim aracını, emek gücünü birleştirmez. Bunu yapacak akılı yaratmamız lazım.”

“Sistemin bütün tedarik zincirleri kopacak. Zaten bu olduğu zaman çok ciddi bir kriz üçgeniyle karşı karşıya kalacağız. Rusya’nın şimdi yaptığını herkes yapacak ve gıda fiyatları çıldıracak, enerji fiyatları bunu takip edecek ve ekonomiler, hızla militerleşerek yerel iç savaşların yolunu açacak. Bu savaşlar çevre krizini tetikleyecek.”

“Türkiye’de 85 yılda niye gerçek anlamda bir toprak reformu yapılmadığını şimdi daha iyi anlıyoruz. Çünkü tarımda kapitalist ilişkiler yeni bir sömürü mekanizmasını geliştirir ama aynı zamanda burjuva demokrasinin de temelini atar. Şimdiye değin iktidarda olan oligarşik yapı, özellikle doğuda, kapitalist yapılanmayı ve demokrasiyi önleyerek iktidarını sürdürdü. Tarımın işçileşmesi ve çiftçileşmesi önlendi. Bu aynı zamanda demokrasinin de önlenmesi anlamına gelir.”

Türkiye’de ekonomi gazeteciliği deyince akla gelen belki de en önemli isim Taraf gazetesi yazarı Cemil Ertem. Hem sosyal medya alanında ön planda göze batan açıklamaları hem de Taraf gazetesinde köşesiyle ekonomi gazeteciliğine farklı bir soluk getiren Ertem’e,  yaklaşan gıda krizi üzerine sorularımızı yönelttik. Gazetedeki köşesinde ve katıldığı televizyon programlarında sık sık krizler üzerine analizlerde bulunan Ertem, kapitalizmin klasik krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğumuzu ve önümüzdeki krizlerin ‘resmi’ adının gıda ve çevre krizleri olduğunu belirtti.

Gıdanın, tarımın ve suyun politiği’  adlı makalenizde,  ‘Artık tarım ve gıda alanlarını yalnızca ekonomik sektör olarak kategorize edemeyiz,’ diyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?

Hayatın-suyun-sıkıştığı yer veya su sorununun üç boyutu

Posted by ertemcemil132 | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme, Finans Politik, Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-03-2009

0

 

 Nisan ayındaki zirveye hazırlık niteliğinde olan G-20 Maliye Bakanları toplantısından çıkan iki önemli vurgu vardı. Birincisi korumacılığın, bu krizin yol açabileceği en olumsuz sonuçlardan birisi olacağı ve korumacıkla mücadele edilmesine yapılan vurgu; ikincisi ise, banka sisteminin, bütün bu kriz boyunca, kendi başına bırakılmayacağının “resmen” kabulü.  Yani likidite desteğinin yetmediği yerde hızla “devletleştirmelerin” gündeme gelmesi artık “resmen” onaylandı.

Şimdi bütün bu kararlar çok şeyi anlatıyor aslında. Korumacılığı bir tehlike olarak görmekle banka sistemini devlet eliyle tamir etme iradesi arasında çelişki var gibi duruyor. Ancak kesinlikle değil. Çünkü şu andaki finans sistemi, hem kurumsal yapı olarak hem de risk yönetimi ve anlayışı olarak, bu krizle birlikte batan, bir önceki sanayi yapısını temsil ediyor. Dolayısıyla bu sistemin çok hızlı bir şekilde kabuk değiştirmesi gerekiyor. İşte bu kabuk değişimi krizin süresini de belirleyecek. Banka sisteminin elindeki kaynakları “doğru yerlere” yönlendirmesinin yeni koşulları ancak sistemin tümüyle yeniden yapılanmasıyla mümkün olacaktır. Bu makalede krizin sıkıştığı yeri anlatırken, aynı zamanda, hayatın kaynağı olan suyu da ele alacağız. Çünkü bugün insanlığı bekleyen en büyük tehlikelerden biri olan “susuzluk” ve/veya suyun-hayatın- kirlenmesi ile krizin nedeni aynı.