Lanetli olanı savunan bir soru: ‘Bundan sonra ne olacak?’

Posted by ertemcemil132 | Posted in Alternatif İktisat, Star Gazete Yazıları | Posted on 03-11-2011

0

Yine sarsıcı bir hafta geçirdik. Bütün bu olan biteni birbirine bağladığımızda karşımıza çok ilginç sonuçlar çıkıyor. Biliyorsunuz, bu yaz Amerikalı yatırımcı Warren Buffett ve Fransız finans sermayesinin önde gelenleri ‘kapitalizm batıyor, bizden daha fazla vergi alın’ kampanyası açmışlardı. Ama bunun karşılığının olmayacağı biliyoruz. Çünkü tekelci devlet kapitalizminin vergi sistemi de krizin (sistemin) bir parçası ve zenginlerin biraz daha fazla vergi vermeleri, yoksulların vergi yükünü üstlenmelerinin hiçbir şeyi çözmediği gibi, sorunu çözmez.

Pentagon’un teknolojisi ve medyanın geleceği üzerine…

Posted by ertemcemil132 | Posted in Finans Politik, Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 01-08-2009

2

 3-G Vs..

Enformasyon teknolojisi devrimini artık elle tutabiliyoruz. Bu devrim, ağırlıklı olarak, 1980’lerden itibaren sistemin yapılanmasında temel araçları üretti ve hala da üretmeye devam ediyor. Bize geç gelen 3-G teknolojisi ve devamı hayatın temel dinamiklerini çok hızlı bir değişikliğe uğratacak.

Devletin ve devletin yönlendirdiği medyanın “mutlak” hâkimiyetinin sonuna geliyoruz.

Bu çok önemli bir eşik.

Teknolojik yenilik yüzyıllar boyunca devletin tekelinde olmuş, teknoloji ve iktidar birbirini tamamlayan ve sürdüren olgular olarak var olmuşlardı.

Çin’in yüzyıllar süren teknolojik üstünlüğünde devlet türü örgütlenmelerin payı büyüktür. Avrupa’da Rönesansın tohumları 1400’lü yıllarda atılırken, Çin, teknolojik olarak en gelişmiş uygarlık durumundaydı. Kâğıt Çin’de Batı’dan bin yıl önce ortaya çıkmıştı. 14. yüzyılın başında Çin sanayileşme devrimin eşiğine gelmişti neredeyse. Ancak ne olduysa Avrupa’da Rönesans’ın tohumlarının atıldığı 1400’lerin başında oldu. 1400’den sonra Ming ve Qing hanedanları, beşeri bilimlere, sanata ve bunların sonucu olarak doğacak teknolojiye önem vermek yerine emperyal bir bürokrasi çizgisini tercih ettiler. 1430’a gelindiğinde pusulayı bulan Çin, büyük gemilerin inşasını yasaklamıştı. Bunun nedeni çok açıktı: Çin hanedanları, yüzyıllar sürecek bürokratik ve askeri iktidarlarını garantiye almıştı ve artık yeniliklere açık değillerdi. Hatta her yenilik onların gelecekteki iktidarı tehdit eden bir “düşmandı”.

Kentli loncalar, meslek örgütleri ve hanedana yapışmış bürokrasi, kâğıdı, kâğıda baskıyı, pusulayı ve demir sabanı bulan uygarlığı kendi iktidarı için geriye götürmeye kararlıydı. Avrupa’da Rönesansın tohumları Çin’de “büyük gerilemenin” başladığı zamana denk gelir.

Zenginlik, hanedanların örgütlendiği imparatorluklardan burjuvaların bireysel birikimine geçerken teknolojiyi yine de burjuvalar adına devletler geliştiriyordu. Kapitalizmin ulus-devletleri, hanedanların ve imparatorlukların yerini alırken teknolojiyi yine onların istediği kadar insanlığın önüne konuyordu.

Japonya’nın Avrupa’dan sonra teknolojideki hızlı adımlarında yine devletin ama ulus-devletin payı vardı.

 Avrupa modernleşmesi, Japonya’nın ve hatta Sovyetlerin bu modernleşmeye ayak uydurması “tekelci devlet kapitalizminin” marifeti olarak tarihteki yerini almıştır.

Bilgisayar teknolojisinin ortaya çıkmasında da, burjuvaları adına daha fazla pazar payı isteyen devletlerin rolü vardır. 

Zenginliğin yeni kaynakları

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 08-05-2009

0

Öyle anlaşılıyor ki bu kriz, zenginliğin kaynağını değiştirecek nitelikte. Zenginliğin kaynağının değişmesi çok basit bir değişimi anlatmıyor. GM, Ford gibi yapıların var olan üretim zincirlerini değiştirmek zorunda kalmaları, krizi anlattığı kadar kapitalizmin yeni dönemini de anlatıyor. Zenginliğin ancak serbest piyasa ortamında yapılacak üretimle olacağını, Ulusların Zenginliği’nde Adam Smith anlatmıştı.

Adam Smith’in kuramını oluşturduğu dönem, üretime dayalı sermaye birikimini ve “serbest rekabeti” anlatır. Bu yıllar, yani 1700’lerin başı ve sonu arasında geçen dönem, İngiltere ve Kara Avrupa’sında yeni bir sistemin oluşmaya başladığı dönemdir.