Artık zor; AKP kapatılmayacak!

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 19-05-2008

0

Cemil Ertem Taraf Gazetesi Yazısı

Bütün veriler kötü gelmeye başladı. İşsizlik, doğrudan yabancı yatırımlar, tüketici güven endeksi… Merkez Bankası’nın faiz artırması da çok şeyi değiştirmeyecek. Çünkü artık faiz dâhil Merkez Bankası’nın elindeki para politikası araçları etkinliğini yitirdi. Bundan böyle bu araçların piyasaların dikkatini çekecek oranda kullanımı istendiğinin tam aksi sonuçlara yol açabilir. Yukarıdaki temel veriler dışında, özel sektörün borçluluk seviyesinin de yükselen enflasyon ve kurla birlikte sorun olmaya başladığını söyleyebiliriz. Yabancı yatırımların geçen yıla göre yüzde 80,4 azalması çok kaygı verici bir gelişme. Zaten portföy yatırımları da giderek azalıyor. Son üç yıllık dönemde, yabancı sermaye girişi, önceki dönemlerden farklı olarak, önemli ölçüde reel kesim borçlanması ile doğrudan yatırımlar kaleminde yer alan özelleştirme gelirlerinden kaynaklanmıştır. 2007 yılı son verilerine göre ise, finans hesabının kompozisyonunun yaklaşık yüzde 65’i reel kesim borçlanmasından oluşurken, portföy yatırımlarının tamamen durma noktasına gelmesi, cari açığın finansmanında bu defa, geçen beş yıldan farklı bir finansman kompozisyonuyla karşılaşmamıza neden olmuştu. En temel farklılık 2006’da 8,2 milyar dolar civarındaki portföy hesabının 2007’de 0,1 milyar dolara gerilemesidir. 2007’de net doğrudan yatırımlarda yaklaşık 3 milyar dolar gerileme yaşanırken, söz konusu iki kalemde yaşanan düşüşler, diğer yatırımlar hesabındaki girişlerle fazlasıyla dengelenmişti.

Şimdi özel kesimin borçlanması duracak, doğrudan yatırımlar daha da azalacak. Bu durumda özelleştirmeleri hızlandırmak ancak geçici ve ucuz bir çözüm. Hükümetin bu yılki özelleştirme hedefi 11,8 milyar YTL. Artık bunun gerçekleşmesi çok zor. Ödemeler dengesi hesabında genel dengede 10,5 milyar dolar civarında fazla veriyoruz. Yani dış ticaret açığını finans hesabı karşıladığı gibi, 10 milyar dolar civarında, çoğu borçlanma ve doğrudan yatırımlar kaynaklı fazlamız oluyor. İşte bu 10 milyar dolar kuru aşağıya basarken hem kur artışı kaynaklı enflasyonu önlüyordu hem de ihracatımızı kolaylaştırıyordu. Buradaki doğrudan yatırımların çoğu özelleştirmedir.

Hükümet, çok zor olmasına rağmen, 2008 özelleştirme hedefini tuttursa bile bu yeterli olmayacaktır. Kaldı ki bu senaryoya AKP’nin kapatılması riskini dâhil etmiyoruz. Bu olasılık, ekonomi açısından, artık düşünülmesi bile güç bir durumdur. Elektrik, köprü ve otoyol özelleştirmelerine yerliler dışında Avrupalı firmalar girecek. Türkiye’nin 2008–2010 arası, hem hedeflediği özelleştirme rakamına ulaşması, hem durma noktasına gelen portföy yatırımlarını ve doğrudan yatırımları yeniden almaya başlaması için bütün siyasi risklerini berhava etmesi gerekir. Siz darbe tehdidi olan bir ülkede ismi Atatürk ya da Fatih Sultan Mehmet olan bir köprüyü, otoyolu almak istermisiniz?

Yani önümüzdeki altı ayda Türkiye’nin, orta ve uzun vadeli, sosyal içeriği olan, doğuyu da kapsayacak başka bir ekonomik programı tartışmaya başlaması için bu enflasyon ve durgunluk anaforunun içinde kaybolmaması gerekiyor. Bunun da tek yolu demokrasi. Başka çıkış yok. Yani bu yol tamamlanmadan bir başka yola geçemeyiz. 2008-2009’da, bir önceki yıl gibi olmasa bile, özel sektörün ve hazinenin borçlanması, portföy yatırımlarının yeniden hareketlenmesi, doğrudan yabancı yatırımların gelmeye başlaması ve konut, perakende, tekstil gibi sektörlerin çökmemesi gerekiyor. Örneğin tekstilde, her şeye rağmen, dış ticaret fazlası verdiğimizi unutmayalım. 2007 yılında tekstil ve hazır giyim 15,9 milyar dolarlık fazla verdi.

Şimdi, en azından, şu konuttan sonra gıdayı da saran kriz geçene kadar Türkiye’nin içinde bulunduğu senaryoyla devam etmesi gerekiyor. Bunun dışına çıkmak AKP’ye karşı olan kesimler için bile bir felaket. Toplumsal mutabakat burada sağlanacak.

Artık AKP’nin kapatılması zor.

Paranız Varsa Pamuk Sizi Kurtarabilir

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008

0

Cemil Ertem 2008-01-29 tarihli Taraf Gazetesi Yazısı

Davos’da geldi geçti. Ama sorunlara orada da çözüm bulunamadı. Gates “yaratıcı” olmaktan bahsetti. Kapitalizmin, her şeye rağmen, durumu idare etmek konusunda oldukça “yaratıcı” olduğu söylenebilir. Bill Gates, kapitalizmin sorunları çözerken aynı zamanda daha fazla sorun yarattığını da kabul ediyor. Bunun için sorunların çözümü için “yaratıcı” olmalıyız diyor. Ama Getes’in bu yaratılıcılığı şimdilik kapitalizmin mağdurlarına fon ayırmakla sınırlı. Gates Vakfı en çok çiftçilere yardım ediyor şu sıralar. Vakıf, dünyanın azgelişmiş bölgelerinde mağdur olan küçük çiftçilere 306 milyon dolar yardım etmiş. Ama işin ilginç tarafı o çiftçilerin ürünleri şu sıralar getiri şampiyonu. Deutsche Bank, 2008’de, krizden sıyırmak istiyorsanız, tarımsal emtiaya yatırım yapın diyor. Banka haklı çünkü son üç yılda Avrupa’nın en iyi şirketlerinin izlendiği FTSE endeksi yüzde 36,6 getiri sağlarken, tarımsal emtia fiyatları, aynı süreçte, yüzde 55,3’lük kazanç sağladı. Yani tarımsal emtialar şu an dünya piyasalarında bir kriz savar olarak boy gösteriyorlar. Deutsche Bank baş ekonomisti Lewis, en çok mısır, soya fasulyesi ve pamuğa güvendiklerini söylüyor. Yani önümüzdeki dönem bu durum, finansal spekülatörleri krizden koruyacak ama yüksek tarımsal emtia fiyatları da yeni mağdurlar yaratacak. Burada mağdurlar belli: Azgelişmiş ülkelerin çiftçileri ve tüketiciler. İşte şimdinin “yaratıcı” kapitalizmi soyanın yağından bile kar çıkartıp, kısa dönemde, yırtabiliyor.

Vadeli işlemler piyasalarında bir metanın şimdiki değeri değil, gelecekteki değeri el değiştirir.

Dolayısıyla fiyat mekanizması şimdilerde geçmişten farklı ve daha karmaşık bir düzeyde işliyor. Burada yalnız şimdinin değil geleceğin fiyatı da belirleniyor. Böylece riskler en aza indirilmiş oluyor. Bu durum iki sonucu ortaya çıkarıyor:

1) Şimdilerin neoliberal dünyası geçmişten farklı olarak kendini sürekli tamir etmektedir ve bu durum şiddetli krizleri değil de düzetmelerin yapıldığı dalgalanmaları doğurmaktadır. 2) Fiyat mekanizmasının işlemesi için küresel emtia piyasaları oluşuyor ve buralarda bilgi akışının kesintisiz olması sağlanıyor.

Yani kesintisiz, doğrudan hızlı bilgi akışı “yaratıcı”kapitalizm için artık en gerekli şeydir. Ama bu bilgi akışı her yerde olmalıdır, Afrika’da da, Türkiye’de de. Bunun da ilk şartı sınırların olmadığı, piyasa bilgisinin ve şekilselde olsa “demokrasinin” aksaksız işlediği küresel bir kapitalizmdir. Pamuğun gelecekteki satın alınabilir fiyat opsiyonlarının herkes tarafından bilinmesi için örneğin Türkiye’de piyasayı bozacak ekonomi dışı “girişimlerin” olmaması gerekir. Bunun için artık kapitalizmin yönetildiği finans mabetlerinde darbe gibi sözcükler tüyleri diken diken ediyor. Ancak bu gerçek Türkiye gibi ülkelerde iplerinden kopan darbecileri tabiî ki etkisizleştirmiyor. Tam aksine onları daha da saldırganlaştırıyor. Pamuk fiyatı spekülasyonu parası olanı kurtarıyor.

Ama hem küresel kapitalizmden hem de darbecilerden topyekûn kurtulmak için başka bir yol gerekiyor.