Şimdi yaşadığımız bu günler 21. yüzyılı, belki daha sonrasını da belirleyecek nitelikte. Ancak, temel dinamikler ve çelişkiler üzerinden bir analiz yaptığınızda hem bu günleri anlatan hem de geleceği anlatan 5-10 başlık belirleyebiliyorsunuz. Bu konularda bütün bu süreçte yazmaya çalıştım. Bazı önemli konularda tekrara düşmeyi göze alarak iki-üç defa yazdım. Ama sanıyorum şimdi bütün bunları alt alta yazıp “işin hülasasını” çıkarma zamanı da geldi. On temel tez belirledim geleceğe yönelik. Bunlar hemen hemen her gün konuştuğumuz “şeyler.” Bütün bu önemli başlıkları “şeyleştiren” yazılı ve görsel basının kendisi. Yoksa akademik düzeyde hem bizde hem de dünyada daha önce de yazıldı, söylendi. Neyse başlayalım.
Posted by ertemcemil132 | Posted in Finans Politik | Posted on 20-06-2008
0

Bırakın her şeyi, Avignon genelevindeki kızlar kadar cesur olabilirmisiniz? Onlar cellatlarının gözlerinin içine meydan okurcasına baktılar, siz savaş çığlıkları atan celladınızın gözlerine Picasso’nun fahişeleri kadar cesur bakabilirmisiniz?
Picasso’nun hikâyesi 20. yüzyılın hikâyesidir. Yirminci yüzyılı bir tabloyla anlatabilmek ancak Picasso’nun işi olabilirdi. Guernica, geçtiğimiz yüzyılın en önemli tablosudur. Picasso, Guernica’ da İspanyol askeri yönetimine duyduğum korkuyu göstermeye çalıştım” der. Korku ve o korkuyu yaratan zalimi aynı anda gösterebilmek Picasso’nun sırrıydı. Guernica yapılalı tam seksenbir yıl oluyor. Ama Picasso’nun görünmeyeni gösterme becerisinin ve sırrının en önemli örneği ve başlangıcı olan “Avignonlu Kızlar” tablosu ise 2007’de, tam 100. yaşını doldurdu. Yani hiç yaşlanmayan bu güzeller şimdi 101. yaş gününü kutluyor. Onlar tam 101 yıldır Franko faşizmine karşı direnişin simgesi olarak, bütün güzellikleriyle, ayakta. Gözlerinizin içine bakıyorlar.
Posted by ertemcemil132 | Posted in Finans Politik | Posted on 20-06-2008
0
Geleceğin İşaretleri: Görünür ama Hassas…
Tarihçilerin belki de yüzyıllar sonra bile, anbean, tüm insanlığa hatırlatacağı günleri yaşıyoruz. Kapitalizm var olduğundan beri en önemli değişimlerinden birini yaşıyor. Kapitalizmin bu değişimi hiç şüphesiz topyekûn bir değişimi de beraberinde getirecek. Bu açıdan insanlığın değil ama kapitalizmin tarihinin sonuyla yüz yüzeyiz gibi.
Bu değişimi formüle etmek, en azından şimdilerde, çok zor. Ama özellikle solun bu cesareti göstermesi gerektiğine inanıyorum. Bugünlerde Ortadoğu’da yaşananlar, Amerikan yayılmacılığının hiç duraksamayan cüreti, bir önceki krizleri bile aratacak bir yoksullukla ve çaresizlikle gelen resesyon dalgası, bize aslında öfkenin yanında geleceğin bilgisini de getiriyor. Özellikle son bir yıldır yaşanılan ve neredeyse bir ekonomik teröre varan faiz-kur operasyonları ve likiditeyi kontrol etme müdahaleleri küresel kapitalizmin sermayenin bu birikim evresinde, her zamankinden daha fazla zorlanacağının işaretini veriyor. Ama bu eşik insanlık için yeni bir fırsatı doğuracak mı? Galiba bugünlerde en can alıcı soru bu olmalı. Bu sorunun cevabına biraz olsun yaklaşabilmek için biraz sıkıcı bir yerden başlamak gerekiyor.
İlk önce teorinin grisi…
İki temel kavramdan ve bunlara bağlı bir hipotezden başlamak istiyorum. Önce kavramlar: