İkinci Ekonominin Karanlığı…

Posted by cemilertem | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 24-05-2008

0

Şaşırmıyorsunuz değil mi? Müzelerin o müzeleri koruyanlar tarafından soyulmasına. Hatta dünyanın en değerli taşlarından biri olan ve eşi olmayan Kaşıkçı Elması sahte çıkarsa da şaşırmayacaksınız. Ama onlar çok şaşıracaklar, nasıl olduğunu birbirlerine soracaklar, sonra suçu birbirlerinin üzerine atacaklar. Ama şaşırmadan önce de inkar edecekler, tarihçi de olsalar, bakan da olsalar fark etmeyecek, Kapalıçarsı’da çekirdekten yetişmiş bir kuyumcu edası ve tezgahtarlığıyla sahtelerin aslında gerçek olduğunu söyleyiverecekler. Hep böyle olmadı mı zaten..

Müzeleri soyanlar, sokaklarda birbirlerini vuranlar, yoksulluk ve çaresizlikten kapkaç-hırsızlık yapanlar nasılsa ortada ve suç yine onların üzerine kalacak. Bu ülkede milyarlarca dolarlık bir karanlık ekonomi yaratan yoksullaştırıcı politikaların yine üzerinden atlanacak.

Kara parayı yaratan suç ekonomisi bugün artan bir hızla denetimden çıkmaktadır. İnsanı hiçe sayan yoksulluklaştırıcı politikalar bu ekonominin dünyada giderek karşı konulamaz bir büyüklüğe ulaşmasını sağlamıştır.

Küreselleşme ve düzensizleştirme bugün kara para ekonomisini büyütmektedir. İkinci ekonominin büyümesi ile yoksulluğun artması birbirine paralel iki gelişmedir.

Türkiye bugün dünyada kara paranın en önemli, en yoğun geçişlerinden biri. Avrupa’ya dağıtılan uyuşturucunun yüzde sekseni Türkiye’den geçiyor. Bu rakamın 50 milyar doların üzerinde olduğu söyleniyor. Bu ticaretin yaklaşık % 10’u Türkiye’de kalıyor. Bu çok önemli bir rakam. Tüm dünyada trilyondan dolara yakın kara para dolaşıyor.

Dünyada, şimdilerde bir kriz kaynağı olarak görülen ve Merkez Bankalarınca faiz artırma yarışıyla geri çekilmeye çalışılan trilyon dolarlık fonların kaynaklarından birisi bugün ikinci ekonominin yarattığı “kara para.”

Doğuya bakın çözüm orada!

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008

0

Cemil Ertem 2008-03-18 tarihli Taraf Gazetesi Yazısı

Bugün geçen hafta kaldığımız yerden yani hükümetin Güneydoğu paketinden, GAP’ın tamamlanmasından bahsedecektik. Ancak AKP’ye açılan kapatma davası bu konuyu da davanın politik etkileriyle birlikte ele almamızı gerektirdi.

Çünkü kapatma davasının en önemli hedeflerinden birisi AKP’nin, Kürt sorununda siyasi çözüme varacak ekonomik ve sosyal bir paketi ortaya atacak olması.

Bir kere bölgesel kalkınma, GAP’ın tamamlanması ya da bölgeye yeni “ yatırım paketleri” getirerek olmaz. AKP’nin ekonomik açılımı, giderek AKP’den bağımsızlaşarak, mutlaka sosyal ve siyasal bir çerçeveye oturacaktı. Bu olası sonuç, Kürt sorununda siyasi çözümü kendi sonu olarak gören kesimleri çok rahatsız etti. Kapatma davasının en önemli gerekçelerinden birisi budur. Kürt sorunu aynı zamanda kendi karşıtını yaratan ve besleyen bir sorundur. Yani Türkiye’de militarist, baskıcı bir oligarşinin varlığı, bölgedeki sorunlara ve Kürt sorunun şimdiye kadar çözülememiş olmasına büyük ölçüde bağlıdır.

Bugün yaşadığımız ekonomik ve politik birçok sorun bu sorunun türevi olarak ortaya çıkıyor ve gelişiyor. Türkiye’nin içe kapalı, azgelişmiş bir diktatörlük olarak kalmasından yana çıkarı olanlar için Güneydoğu’nun geri kalmışlığı adeta bir fırsatlar denizi. Bunun için, Cumhuriyet tarihi boyunca, yapılması gereken toprak reformları bir türlü yapılmadı.

Bugün yaşadığımız Kürt sorunun kökü buradadır. Türkiye oligarşisinin yapısı ve güçler dengesi her dönem değişti ama onun içindeki Ankara’ya bağlı yarı-feodal yapılar varlığını hep korudu.

Bu yapılar eskiden toprak ve maraba gücüyle oligarşi içinde yer alıyorlardı. Şimdi paramiliter yapılar örgütleyerek oligarşi içindeki yerlerini alıyorlar.

Bu yapılar ayrıca doğuda hayvancılığın ve kaçakçılığın çökmesinden sonra uyuşturucu trafiğini yönetiyor ve bizzat yapıyorlar.

Korucu örgütlenmesi ve yapısı ekonomik gücünü iki yerden alıyor; birincisi devletin örtülü ödenekleri, ikincisi uyuşturucu parası.

Bugün bu yapı bütün gücüyle politik bir güç olarak duruyor. Ve Kürt sorununu yönetiyor.

Doğunun makûs talihi bu çerçevede bir içe kapanma ve kapitalist sömürüye açılamama tarihidir de. Eğer Türkiye büyük burjuvazisi başından beri yeteri kadar güçlü olsaydı ve doğudaki feodal unsurlarla ittifak yapmak yerine, onları tasfiye edip, doğunun kapitalist yoldan sömürüsünü öne çıkarsaydı bugün Kürt sorununu bu kadar ağır yaşamıyor olacaktık. Bu tablo bize Ankara oligarşisinin nereden beslendiğini de söylemiyor mu?

Şimdi bu çerçevede AKP’nin ne milyarlarca dolarlık doğu paketleri ne de GAP’ın tamamlanması sorunun çözümü için yeterlidir. Proje ve bu projeleri gerçekleştirecek para elbette gerekli ama Ankara’daki demokrasi dışı yapıyı ve Güneydoğu’daki paramiliter- yarı feodal düzeni değiştirecek reformları yapmazsanız yine başa dönerseniz.

Türkiye önümüzdeki birkaç yıl içinde seksen yılda yapmadığı Doğu reformunu yapacak.

Niye mi? Birincisi: Kuzeydoğu Anadolu’nun Rusya’nın Putin- Medvedev’li döneminde ekonomik mekânsal önemi artacaktır. Ben Medvedev’li dönemde Rusya’nın küresel-liberal entegrasyona çok hızlı yaklaşacağını öngörüyorum. Bu anlamda Türkiye’de ki darbeci güçlerin Rusya ittifakı faktörü- Ahmet Altan’ın çok yerinde sorusu – geçerli değil.

Hatta tam tersi bir dinamik söz konusu.

İkincisi Irak ve Ortadoğu’yu artık küresel-liberal dünyanın bir parçası sayabilirsiniz.

Bu konuya devam edeceğiz.