Cemil Ertem Taraf Gazetesi Yazısı
Ekonomik akıl önemli bir kavram. Ekonomik aklı olmayan ya da olsa bile bu aklı yönetim mekanizmalarına, demokrasi eksikliği nedeniyle, yansıtamayan toplumların şu çağda kalkınması mümkün değil. Ekonomik aklı üst toplumsal akıl olarak içselleştiremeyen toplumlar başkalarının aklına muhtaç kalırlar. Örneğin Türkiye yönetici sınıfıyla IMF ilişkisi böyle bir muhtaç kalma ilişkisidir.
Düşünür ve tarihçi Fernand Braudel akılcılığı araçların amaçlara göre uyarlanmasının sürekliliği ve olasılıkların ustaca hesaplanması olarak tanımlar. Böyle bir akılcılık ise bir ülkede ancak demokrasi kurumsallaşmışsa mümkündür.
Türkiye’de öyle şeyler oluyor, bizi yönetenler öyle kararlar alıyor ki sanki Braudel’in tarifini tersinden yapıyoruz. Bizi yönetenlerin amacı ne; ya da bir amacı ve bu amaca uygun akılları var mı diye düşünüyorsunuz. Evet, hükümetin akıl almaz bir kararından bahsedeceğim.
Geçen hafta yürürlüğe giren KDV kararnamesinde herkes için çok önemli bir sürpriz vardı. Leasingde KDV yüzde 1’den yüzde 18’e çıkarıldı. Bu karar için BDDK bile bizim için sürpriz oldu dedi. Borsada leasing şirketlerinin ve katılım bankalarının hisseleri çok hızlı düştü.
Herkes şaşkın ve bu akıl almaz kararın imalat sanayi için nasıl bir yara açacağını kavramış değil. Gelen ilk tepkilere karşı, Gelir İdaresi Başkanı “fayans ve koltuk bile leasingle alınıyor, bunu niye teşvik edelim ki” dedi. Yani fayansın leasingle alınmasını önlemek için Gelir İdaresinin aklına yalnız KDV’yi yükseltmek geliyor. Burada artık diyecek bir şey yok.
Milli Prodüktivite Merkezi için Prof. Dr. Bedriye Saraçoğlu ve Dr. Halit Suiçmez Türkiye İmalat Sanayinde Verimlilik adlı bir çalışma yapmışlar. Çok güncel ve kapsamlı bu çalışmanın vardığı birkaç sonucu, bu vesileyle paylaşmak istiyorum:
Çalışma; gerek katma değer, gerekse üretim verimliliğinde görülen dalgalanmalara bağlı olarak imalat sanayinin de istikrarsız bir maliyet yapısı olduğuna ve teknolojiden yeterince yararlanılmadığı sonucuna varıyor. Buna bağlı olarak; imalat sanayi genelinde ortalama sermaye verimliliği artış hızının, ortalama işgücü verimliliği artış hızından daha düşük ve istikrarsız olarak gerçekleştiğine vurgu yapılıyor. Bu durum, imalat sanayinin sermaye kullanımının verimliliği sağlayacak teknolojik yeniliklere ulaşamamış olmasının yanı sıra, sektörlere verilen teşviklerin dağınıklığı nedeniyle, sermayenin istikrarsız ve yön değiştirme eğilimiyle açıklanabilir; deniyor. Çalışma, imalat sanayii genelinde üretimin sermayeye göre esnekliği ise 1.077 olarak saptıyor.
Bu, istihdam sabitken kullanılan makine-donanımın yüzde 1 oranında artırılması halinde, katma değerin yüzde 1’den büyük oranda (1.077) olacağına işaret eder. Bu teknik deyim bize imalat sanayinin hala teknolojiye aç olduğunu, emek verimliliği yerine teknolojik verimliliğin artık öne geçmesi gerektiğini söylüyor.
Bu nitelikli emeğin iş bulması, nitelikli emeğin yetişmesi ve yüksek katma değer demektir. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Peki, bu nasıl olacak. Tabii ki sektörel ve doğru dürüst bir teşvik politikasıyla. Şimdiye kadar imalat sanayine verilen en anlaşılır teşviklerden birisi leasingdeki yüzde 1 KDV idi. Bu karar imalat sanayii dışında yeni gelişen leasing sektörünü de vuracak.
Aklın yolu 1. Yüzde 1’e geri dönülsün!