İ.Ü. de düzenlenen panelde yaptığım konuşma

Posted by ertemcemil132 | Posted in Finans Politik, Türkiye Yazıları | Posted on 17-01-2009

0

 

 2008 krizinin yapısal nedenleri ve Türkiye için-kriz sonrası- model örnekleri   

 

 Sayın hocalarım, değerli öğrenciler hoş geldiniz.

Ben bugün gerçekten birçok açıdan önemli bir toplantı yaptığımızı düşünüyorum. İnsanlar toplumların değişimini çıplak gözle göremez ama bizim bu dönemdeki değişimi çıplak gözlerle gördüğümüzü iddia edeceğim. Bugün önemli bir gün; 4 Kasım Amerikan başkanlık seçimleri yapılıyor. İkinci dünya savaşından beri yapılan en önemli seçimlerden birisi olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla, Obama iktidarı diyeceğim çünkü bütün anketler Obama’nın iktidar olacağını gösteriyor, Amerika yeni bir Demokrat iktidar bekliyor. Aslında Amerika dünyada yeni bir değişimin simgesel bir öncüsü gibi…  Peki,  buraya nasıl geldik; krizin tarihsel-yapısal kökenleri nereye dayanıyor; buradan başlamak istiyorum.

TÜRKİYE DEĞİŞİMİN EŞİĞİNDE

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 01-07-2008

0

İki önemli çalışmada geleceğin ipuçları var!  

 

Türkiye’nin dünyadaki değişime ayak uyduracağı, bir ayrışma yaşamadan, giderek hızlanan değişim trenine eklemleneceği-her şeye rağmen- söylenebilir mi? Bugün bu sorunun yanıtını iki önemli araştırmadan yola çıkarak arayalım.

 Finansal yapılar ve onların yarattığı pazarlar çok hızlı olarak birbirine eklemleniyor ve dünya ulusal sınırlarla bölünmüş pazarlardan kıtasal hatta giderek tek küresel pazarın olacağı bir ekonomiye adım atıyor.

Önümüzdeki günlerin baş döndürücü siyasi değişimleri, bu gidişata uygun aktörleri, kurumları öne çıkartacak. Emin olun ki Türkiye bundan ayrı değil.

Bu süreçte zaten Türkiye gibi bir ülkenin iki yolu var. Ya bu büyük değişime kucağını açarak bütünleşmeyi seçecek ya da içe kapanarak, bir müddet daha, yoksul “çevre” ülkesi rolü oynayacak.

Şimdi dünyanın bütünleşme serüvenine ayak uydurmaya ekonomik olarak hazırmıyız; bunun için iki çalışmanın verilerine başvuralım.

TED HOFF, KENNEDY VE ESKİ DENGELERE DAİR..

Posted by ertemcemil132 | Posted in Finans Politik, Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 26-06-2008

0

Müptezel Kurumlar ve Geleceğin İşaretleri

Kapitalizm üretim araçlarını eskisi gibi denetleyemiyor ama siyasi kurumları eskiden daha fazla denetleyerek bunları daha fazla gericileştiriyor. İşte bu neoliberalizmin dengesidir. 

 

Dünya Amerika seçimlerini bekliyor. Amerika’nın artık yola neoconlarla devam etmeyeceği söylenebilir. Obahama’nın iktidarı önemli değişimlere gebe. Aslında yeni demokrat iktidar, J.F. Kennedy’nin öldürülmesiyle kesintiye uğrayan küresel devlet tezinin yeniden hayata geçmeye başlaması anlamına da gelecek.

1963’de J.F. Kennedy’nin ABD derin devletince öldürülmesi çok yönlü bir adımdır. Bu soğuk savaşın derinleştirilmesi iradesi olduğu kadar, silikon vadisinde ikinci savaş sonrası ortaya çıkmaya başlayan bilişim teknolojilerine, kimya-petrol ve ağır silah-demir-çelik sanayilerinin bir darbesidir de. Bu adım hem soğuk savaşı derinleştirmiş hem de, buna bağlı olarak, bugüne sarkan 1970’li yıllardaki krizi hazırlamıştır. Şimdi ABD yeni bir küresel güç olmaya hazırlanıyor. Ama J.F. Kennedy’nin bıraktığı yerden. Obahama iktidarı bence yeni bir teknolojik çağ açacak ve bunun siyasete yansıması bizi kısa sürede çok önemli değişimlere götürecek. 

Akıl Almaz Bir Karar

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008

0

Cemil Ertem Taraf Gazetesi Yazısı

Ekonomik akıl önemli bir kavram. Ekonomik aklı olmayan ya da olsa bile bu aklı yönetim mekanizmalarına, demokrasi eksikliği nedeniyle, yansıtamayan toplumların şu çağda kalkınması mümkün değil. Ekonomik aklı üst toplumsal akıl olarak içselleştiremeyen toplumlar başkalarının aklına muhtaç kalırlar. Örneğin Türkiye yönetici sınıfıyla IMF ilişkisi böyle bir muhtaç kalma ilişkisidir.

Düşünür ve tarihçi Fernand Braudel akılcılığı araçların amaçlara göre uyarlanmasının sürekliliği ve olasılıkların ustaca hesaplanması olarak tanımlar. Böyle bir akılcılık ise bir ülkede ancak demokrasi kurumsallaşmışsa mümkündür.

Türkiye’de öyle şeyler oluyor, bizi yönetenler öyle kararlar alıyor ki sanki Braudel’in tarifini tersinden yapıyoruz. Bizi yönetenlerin amacı ne; ya da bir amacı ve bu amaca uygun akılları var mı diye düşünüyorsunuz. Evet, hükümetin akıl almaz bir kararından bahsedeceğim.

Geçen hafta yürürlüğe giren KDV kararnamesinde herkes için çok önemli bir sürpriz vardı. Leasingde KDV yüzde 1’den yüzde 18’e çıkarıldı. Bu karar için BDDK bile bizim için sürpriz oldu dedi. Borsada leasing şirketlerinin ve katılım bankalarının hisseleri çok hızlı düştü.

Herkes şaşkın ve bu akıl almaz kararın imalat sanayi için nasıl bir yara açacağını kavramış değil. Gelen ilk tepkilere karşı, Gelir İdaresi Başkanı “fayans ve koltuk bile leasingle alınıyor, bunu niye teşvik edelim ki” dedi. Yani fayansın leasingle alınmasını önlemek için Gelir İdaresinin aklına yalnız KDV’yi yükseltmek geliyor. Burada artık diyecek bir şey yok.

Milli Prodüktivite Merkezi için Prof. Dr. Bedriye Saraçoğlu ve Dr. Halit Suiçmez Türkiye İmalat Sanayinde Verimlilik adlı bir çalışma yapmışlar. Çok güncel ve kapsamlı bu çalışmanın vardığı birkaç sonucu, bu vesileyle paylaşmak istiyorum:

Çalışma; gerek katma değer, gerekse üretim verimliliğinde görülen dalgalanmalara bağlı olarak imalat sanayinin de istikrarsız bir maliyet yapısı olduğuna ve teknolojiden yeterince yararlanılmadığı sonucuna varıyor. Buna bağlı olarak; imalat sanayi genelinde ortalama sermaye verimliliği artış hızının, ortalama işgücü verimliliği artış hızından daha düşük ve istikrarsız olarak gerçekleştiğine vurgu yapılıyor. Bu durum, imalat sanayinin sermaye kullanımının verimliliği sağlayacak teknolojik yeniliklere ulaşamamış olmasının yanı sıra, sektörlere verilen teşviklerin dağınıklığı nedeniyle, sermayenin istikrarsız ve yön değiştirme eğilimiyle açıklanabilir; deniyor. Çalışma, imalat sanayii genelinde üretimin sermayeye göre esnekliği ise 1.077 olarak saptıyor.

Bu, istihdam sabitken kullanılan makine-donanımın yüzde 1 oranında artırılması halinde, katma değerin yüzde 1’den büyük oranda (1.077) olacağına işaret eder. Bu teknik deyim bize imalat sanayinin hala teknolojiye aç olduğunu, emek verimliliği yerine teknolojik verimliliğin artık öne geçmesi gerektiğini söylüyor.

Bu nitelikli emeğin iş bulması, nitelikli emeğin yetişmesi ve yüksek katma değer demektir. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Peki, bu nasıl olacak. Tabii ki sektörel ve doğru dürüst bir teşvik politikasıyla. Şimdiye kadar imalat sanayine verilen en anlaşılır teşviklerden birisi leasingdeki yüzde 1 KDV idi. Bu karar imalat sanayii dışında yeni gelişen leasing sektörünü de vuracak.

Aklın yolu 1. Yüzde 1’e geri dönülsün!