Dünyanın derdi enflasyon Türkiye’nin derdi Ankara

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 20-05-2008

0

 Öyle görülüyor ki dünya ekonomisi uzunca bir süre enflasyon sorunuyla boğuşacak. Sürekli enflasyon hali sürekli bir dengesizlik halini de anlatır. Önümüzdeki dönem, dünyada ekonomik ve siyasi dengelerin çözüldüğü geçiş dönemi olacak. Bu Türkiye için de böyle. Var olan haldeki bütün dengeler çözülüyor.

Şu an bütün emtia, döviz ve varlık fiyatları bu dengesizliğin bir ifadesi olarak karşımızda. Hiçbir fiyat gerçeği, olması gereken değeri yansıtmıyor, dolayısıyla geçici. Büyüme düşerken enflasyon artıyor. Örneğin İngiltere’de büyümenin 2008’de yüzde 2 civarında olması bekleniyor. İşsizlik her geçen gün artıyor. Ancak gıda fiyatları enflasyonunun da bu yıl yüzde 10’u geçmesi bekleniyor. Dolayısıyla İngiltere’de de Merkez Bankası’nın öncelikli hedefi enflasyon olacak. Öte yandan Amerika’da baş gösteren rahatlamanın geçici olduğu, bunun FED’in piyasalara verdiği likiditenin sonucu olduğu, bankalar arası kısa vadeli borçlanmalarda ve birçok sektörde sorunların devam ettiği biliniyor. FED’in Başkanlık seçimlerine kadar faizlere dokunmayacağı ve temel politikasında bir değişiklik yapmayacağı artık kesin gibi. Avrupa Merkez Bankası’da faizlere dokunmayacak. Avrupa’nın da sorunu giderek düşmekte olan büyüme oranları ve işsizlik.

Kısaca dünya ekonomisi bir stagflasyon sarmalına yakalanmadan bu süreci geçmeye çalışıyor. Ancak krizin stagflasyon temelinde derinleşmemesi Çin faktörüne de bağlı. Çin’deki enflasyon her yerdeki enflasyondan önemli. Çünkü Çin’deki enflasyonun sürekli olması dünyanın Çin’den pahalı mal alması demek. Bu da başta ABD olmak üzere küresel enflasyonu tetikleyecek bir gelişme. Örneğin ABD’nin son dört ayda Çin’den yaptığı ithalatın maliyetindeki artış yüzde 4,1’i buldu. Bu durumda ABD’de Wal-Mart dönemi sona erebilir. Bu perakende devi son çeyrekte karını yüzde 7 artırdı. Ancak bunun devamı gözükmüyor. Ama daha büyük tehlike Çin’in enflasyon karşısında kayıtsız kalmayarak parasının değerini düşürmesi. Çin Yuan’ın AB’nin ve ABD’nin baskısına rağmen revalüasyonuna izin vermiyordu. Ancak enflasyon Çin parasının devalüasyonu üzerinde baskı oluşturuyor.  Nitekim Çin Halk Bankası danışmanlarından Fan Gang, Çin kurunda yaşanacak büyük bir revalüasyonun spekülasyona ve büyüyen bir hasara davetiye çıkaracağını söylemişti. Şimdi yükselen enflasyona bağlı olarak eli daha da güçlendi.

Bütün bu gelişmeleri toparlayacak olursak, kısa dönemde, başta petrol olmak üzere, emtia fiyatlarında düşüş beklememek gerekir. Dünyada enflasyon artacak ve bu artış yeni ekonomik-siyasi dengelerin yaratıcı dinamiği olacak.

Biz 2009 ortasından itibaren, ABD’nin yeni yönetimiyle birlikte, dünya ekonomisinde çok önemli değişikliler olacağını emtia ve varlık fiyatlarının yeni dengesinin bundan sonra oluşacağını öngörüyoruz.  

2009 sonrası ulusal para sistemlerinden tek paraya geçisin başlangıcı olacak. “Küresel Tek Para” sistemine doğru gidiyoruz. Morrison Bonpasse’nin şu sıralar ısrarla savunduğu 3-G yani; Global Tek Para, Global Parasal Birlik ve Global Merkez Bankası kapitalizmin yeni hedefi.

Türkiye, yeni bir dengeye giden bu dengesizlik halinden en çok etkilenecek ülke durumunda. Bu, hem kısa vadede hem de uzun vadede böyle. Örneğin küresel enflasyon en çok Türkiye’yi etkileyecek.

Uzun vadede de en önemli sorun ise Türkiye’nin genç neslini kaybediyor olması.

BETAM’ın  (Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi) yaptığı bir araştırmaya göre 15–16 yaş gurubundaki 6,3 milyon gencin eğitim ve iş durumları korkunç. 1,6 milyon erkek ve 1,9 milyon kız eğitime devam etmiyor. Dünya kendisine yeni bir yol ararken, Türkiye bu gençleri konuşacağına Ankara tezgâhlarını konuşuyor.

Ankara Türkiye’nin karanlık çukuru olmaya devam ediyor.